Pişmiş Torak Figürinler ve Anıtsal Heykeller: Bağımsız mı Takipçi mi?


Creative Commons License

Doğan Gürbüzer E.

Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Dergisi CEDRUS, ss.299-331, 2019 (Diğer Kurumların Hakemli Dergileri)

  • Basım Tarihi: 2019
  • Doi Numarası: 10.13113/cedrus.201901
  • Dergi Adı: Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Dergisi CEDRUS
  • Sayfa Sayıları: ss.299-331

Özet

Antikçağ insanının kendini gerçeğe en yakın şekil- de ifade edebildiği alan plastik sanattır. Söz konusu alanda mermer heykeller ve pişmiş toprak figürinler özel bir öneme sahiptir. Kilden üretilmiş olan figürin- ler, Ege coğrafyasında en erken üç boyutlu insan betim- leri olarak karşımıza çıkar. MÖ VII. yüzyılın ortalarıyla birlikte bilim ve sanattaki bilginin ve estetik anlayışın gelişimine paralel olarak, heykeltıraşlar kireçtaşı ve mermeri gerçek boyutlarda insan figürleri oluşturmak için kullanmışlardır. Bu dönemden antikçağın sonuna dek anıtsal heykeltıraşlık eserleri, dinsel ve sosyal açı- dan en güçlü ve zengin betimlemelerden biri olmuştur. Pişmiş toprak figürinler de büyük mermer eserler ile aynı kronolojiyi paylaşır. Buna karşın iki sanat dalı ara- sında işlevsel, anlamsal ve sınıfsal farklar bulunmakta- dır. İşlevsel ve teknik açıdan aradaki büyük farklılıklara rağmen tipolojik ortaklıklar iki alan arasındaki etkile- şimi ortaya koyar. Bu etkileşimin özelliklerini net bir şekilde anlamak için heykel ve pişmiş toprak figürin tiplerinin gelişimleri dönemsel olarak irdelenmelidir. Tarihsel süreçte, pişmiş toprak figürin ve heykel sanatı arasında stile öncülük etme noktasında bir rol değişimi olduğu görülmektedir. Belli dönemlerde anıtsal heykel- lerin izlerini taşıyan koroplastik eserler kimi zaman heykel sanatının gündemini de belirlemiştir. Böylece pişmiş toprak figürinler tip, ikonografi ve işlev açısın- dan kendi dinamiklerine sahip eserler olarak antikçağ insanını ve onun yaşamını anlamada önemli bir role sahip olmuştur.

ASince the very early period, one of the field of art which human being could be depicted in a real- like manner have been the plastic art. In this field, sto- ne sculptures and terracotta figurines have a special importance. In the region of ancient Aegean, the earli- est human representations among three dimensional ones, had been the figurines made from clay. Within the middle of the VIIth century BC, in parallel with the progress of the knowledge in art and the sense of aes- thetics, sculptors started to use the marble and the limestone in order to create live-size human figures. From then on, till to the end of ancient times, monu- mental sculptures were one of the most strong images in terms of religion and social life. Terracotta figurines share the same chronology with monumental sculp- tures. However, there have been some diffrences be- tween two field of art in terms of their functions and meanings. In spite of the technical and funtional dif- ferences, tipological characteristics reveal the inter- raciton between these two fields. For understanding the characteristics of this interaction clearly, it is esen- tial to examine the periodical progress of the terra- cotta figurines and monumental sculptures. It seems that there used to be a change of role between figu- rines and statues concerning to lead to the style. While terracotta figurines have the effects of specific monu- mental statues in certain periods, they also define the order of the sculpture in some periods. Consequently, as terracottas had their own dynamics in terms of ty- pe, iconography and function, they had a very im- portant role for understanding the ancient people and their lives.