Yaşama Sanatı


KIRILMAZ L.

Ege Üniversitesi, İzmir, 2017

  • Basım Tarihi: 2017
  • Yayınevi: Ege Üniversitesi
  • Basıldığı Şehir: İzmir

Özet

ÖZET

Bugüne kadar eğitim kurumlarımızda, karar verici anlayış, gençlerimizin derslerden ve ödevlerden aldıkları notlar olmuştur. Ne yazık ki, gençlerimizin günlük hayatlarındaki sorunlarına çözüm bulabilmeleri, aileleriyle, arkadaşlarıyla ve çevreleriyle doğru, güzel ve iyi ilişkiler içinde olabilmelerini sağlayacak kişisel, duygusal ve sosyal becerilere yeterince yer verilmemiştir.

Artık günümüzde üniversite öğrenimi ve eğitimi ile edinilmiş akademik bilgilerin “yaşam” için tek başına yeterli olmadığı kuşku götürmez bir gerçektir. Üniversitelerin öncelikli görevi, gençlerimize sadece mesleki konularda bilgiler vermek değil, onları hayata hazırlayacak bilgi ve tecrübe ile donatmak ve topluma faydalı etkin insan olarak yetiştirmek olmalıdır. Üniversitelerimiz bunu gerçekleştirdiği taktirde, mesleğini layıkıyla yapan başarılı gençlerin de yetişmesi çok doğal bir sonuç olacaktır.

Üniversite olarak öğrencilerimizi mezuniyet sonrası hayata hazırlarken onları, sorgulayan, düşünen, iletişim kurabilen, risk alan, bilgili, ilkeli, duyarlı, açık fikirli, dengeli, uyumlu, öğrenmeyi öğrenen, öğrendiklerini değerlendirebilen, olgun, aktif, yardımsever, karakter sahibi, özgüvenli, sorumluluk sahibi, iş disiplinine sahip, değer bilen, güvenilir, iş birliğine açık, meraklı, yaratıcı, liderlik vasfına sahip, istekli, empati kurabilen, kararlı, saygılı, mantıklı, hoşgörülü, konuşkan, girişken vb bir birey olarak yetiştirmenin yollarını ve çözümlerini hep birlikte aramalıyız.

Bu becerileri sadece meslek derslerini vererek başarmamız ise elbette mümkün değildir. Bu erdemler ancak meslek derslerinin yanı sıra programa eklenecek olan kişisel gelişim dersleri ile başarılabilir. Bu düşüncelerle uzunca bir süredir meslek derslerimi artık daha farklı bir anlayışla vermeye çalışıyorum. Derslerimde önce “iyi bir eczacı” değil, “iyi ve örnek insan” olmaları gerektiğinin altını çiziyorum. Bunu başardıklarında zaten “iyi bir eczacı” olmamaları için hiçbir engel kalmayacağını belirtiyorum.

Bu kitabın amacı en genel hatlarıyla yaşamın sanatla dolu olabileceğini, bunun ne anlama geldiğini ve nasıl bir duygu olduğunu anımsatmak; yaşamı bir sanat olarak değerlendirerek, yaşama değer katma konusunda bir farkındalık geliştirmek; kişinin kendini, birey olma bilincini, yaşadığı şehri, ülkesini, dünyayı farkındalıkla değerlendirmesini sağlamak ve böylece kendi potansiyelini açığa çıkarmasını hedeflemektir.

Yaşam aldığımız en büyük armağandır, bir sanattır. Yaşama Sanatı bir insanın yapabileceği en önemli, en zor ve en karmaşık, en büyük sanattır. Bu sanatın özel araç ve gereçleri bulunmaz. Onun tek aracı, insanın kendisi ve potansiyel güçleridir. Yaşama sanatının içinde insan, hem sanatçı, ama aynı anda hem de o sanatçının ürünüdür. Yani hem heykeltıraş, hem de taş veya hem doktor hem de hastadır.

Bütün sanatlar “Yaşama Sanatına” hizmet eder.  Yaşama Sanatına bu anlamda “sanatların sanatı” da diyebiliriz. İnsan, hayatını doğruluk süzgecinden geçirerek, iyiliklerle oya gibi işleyerek, çalışıp başararak, bilgi ve sevgi ile bezeyerek, onu bir sanat haline getirebilir. Bu anlamda Yaşama Sanatı öğrenilebilir.

İnsan, içinden gelen sese göre davranır ve böylece kendi özünü gerçekleştirerek, insan oluşunu ortaya koyarsa, dünya ile iletişime geçmiş demektir. O, artık yalnız, tek başına ve içine kapalı bir atom olmaktan çıkıp; çalışan, üreten ve yaratan bir birey olmuştur. Ve bu yolla, yaşamanın tek amacının, hayatın doğrulanması ve dolu dolu yaşanması olduğunu da anlar.

Yaşama sanatı, birlikte düşünmek, üretmek ve geliştirmek, kalıplaşmış yargıları aşabilmek, o gelenekleri yeniden yorumlayabilecek bir farkındalığa sahip olmak, bir başka deyişle etkin ve coşkulu bir katılımcılık yaratmaktır.  Yüksek refah koşullarından bağımsız olarak yaşamdan tat alma, dünyayı sevip algılama ve böylece bireyin kendini tanımayı arzulayabilme coşkusudur.

Duyularımız, beyin kapasitemiz, belleğimiz, edindiğimiz kültürel bilgi, öğrenme süreci ve kazandığımız tecrübeler bizde sevgi, güzellik, güven, korku, huzur, üzüntü, mutluluk, neşe vb yoğun duygular yaratır. Bunun sonucunda duygu ve düşünceler birbirlerini tamamlamaya çalışan bir karmaşa olarak karşımıza çıkar. Yaşama Sanatı işte bu karmaşanın içinden doğar.

İki tür sanatçı vardır: hikâyelerini farkındalıktan yoksun olarak yaratanlar ve farkındalıklarını kazanıp kendi hikâyelerini gerçekle ve sevgiyle yaratanlar.

Peki, Yaşama sanatında nasıl ustalaşabiliriz? Bu, eyleme geçmek ve sanatımızı uygulamakla ilgilidir. Bir sanatçı olarak eğer sevgiyi uygular ve uygulamaya devam edersek, bir an gelir ve yaptığımız her şey sevgimizin bir ifadesi olur. İşte gerçek Yaşama Sanatı budur…

Birçok insanın yaşama sanatı konusunda başarısız olmalarının nedeni, doğuştan kötü oluşları ya da daha iyi bir yaşam istemeyecek derecede iradesiz ve güçsüz olmaları değildir. Onları yanıltan ve şaşırtan, bir yol ayrımında bulunduklarının ve bir karar vermek zorunda olduklarının farkına varamamalarıdır. Yanlış yolda adım attıkça geri dönmek güçleşir. Üstelik bu yol, insanların büyük çoğunluğu tarafından paylaşılıyorsa en trajik yanlışlar bile insana doğru gibi görünür.

Mutsuzluk, insanın kendi doğasına ve yaşama yabancılaşması demektir. İnsanlar sevgi ve güven duygularını yitirince mutlu yaşama erdemini de yitirirler. Bugünün insanı, erdemi ve onun sağlayacağı mutluluğu yani sevgiyi aramaktadır. Bir başka deyişle, insan kendini aramaktadır.

Yaşama Sanatı, bütünlük, toplumsal birliğimiz, barışımız, kardeşliğimiz için gerekli bir kavramdır. Bunun üzerinde durmalı, altını çizmeli, “Bütünlük” içinde bir yaşamın kapılarını neslimizle birlikte ardına kadar açmalıyız. Hele hele kutuplaşmaların, karşı karşıya getirilmelerin, çatışmanın, çatıştırılmanın, kışkırtmanın bu denli senaryolaştırıldığı dünyada… Hakikat, tektir. Bizim hakikatimiz ise, hepimizin BİR olduğu, EŞİT olduğu, BÜTÜN olduğudur.

Yeni kuşağa, neslimize yapacağımız en büyük yardım; “İyi insan” olma halinin, bilincinin paylaşılmasıdır. Aslında bu, özümüzde, en derinde yatan kayıtlı hakikat bilgisidir. Unuttuk, ya da unutturulduk... Duyarlılar, duyarsızlar şeklinde ayrıştırıldık.

Fakat bugün geldiğimiz noktada, yaşadığımız suni gündemlerden uzaklaşarak, artık saflığımızı, masumiyetimizi, merhametimizi hatırlamanın ve koşulsuz sevgiyi, şefkati konuşmanın zamanıdır. Konuşmakla kalmayıp düşünceden eyleme geçilmelidir. İşte İnsanlığın bu yüksek değerleri ve erdemleridir Yaşama Sanatı…

Gerçekten yaşadığımızı hissedebilmemiz için o erdemlerin içinde nefes alıyor olmamız lazım. Bunu hayatımıza geçiriyor olmamız, yansıtan olmamız, model olmamız lazım ki, yeni neslimiz gerçekten doğru ile eğriyi ayırt edebilsin… Bu bir süreçtir ve mümkündür.

Niyet iyiyse, her şey akışta ve seyrinde olması gerektiği gibi gider. Çünkü biliyoruz ki, yeryüzünde isek, birbirimizle sağlıklı, doğru iletişim kurmamız için bu oyunda varız.

Ve bunun adı: YAŞAMA SANATI” dır.

İnsanın hayatı boyunca en önemli ödevi, kendi içsel güçlerinin ve iç potansiyelinin gelişmesine, ortaya çıkmasına gayret etmektir. Bu çalışmanın sonucu ve mükâfatı ise, kendi gerçek kişiliğini elde etmesidir. İnsanın bir tek var olma nedeni vardır, o da kendini ve potansiyel güçlerini geliştirmesidir. Kişiyi saran olumsuz koşulları görmek ya da anlamak, belki bizde acı veya üzüntü duygularının canlanmasına yol açabilir. Ama bu, o kişinin ödevini yapmamasını haklı göstermez.

İlk önce bilinmesi gereken şey şudur: önce kendimizdeki sonra çevremizdeki pozitif düşüncenin ve enerjinin artması için her ne olursa olsun sözle, anlatarak, hareketlerimizle, yazıyla vb insanlara sevgiyi öğretmeyi bir vazife edinmek gerekir. Herkesin her an en kolay, en iyi ve en verimli olarak yapabileceği şey budur.  Kendine, çocuğuna, çevresine kısaca her şeye karşı pozitif değerlerle düşünmek ve pozitif düşünce aktarmak, tahammüllü olmak, sabırlı olmak, muhakkak iyiliğe doğru çalışmaktır. Bu kendi özümüzden, kendi vicdanımızdan bize gelen, bize ait bir şeydir. Bir defa bunun hazzını aldık mı her vicdani hareketimizde biraz daha mutlu oluruz. Sürekli ve kalıcı bir mutluluk, bir sevinç aranıyorsa yapılacak en güzel şey her ne olursa olsun pozitif bir işlemi sürdürmeye çalışmayı kendimize vazife edinmeliyiz.

İstisnasız hepimizin bu yaşamda öğrenmeye geldiğimiz konular vardır. Affetmek, koşulsuz sevgi, güven vb… Bu konular bizim yaşam derslerimizdir. Hayatımızın başlıca amacı mutlu olmaktır. Bir de bu yaşama yapmak üzere geldiğimiz bir iş vardır, bu da yaşam amacıdır. Yaşam amacı, biz bu dünyaya gelirken yüksek benliğimiz ile belirlediğimiz, yaşam boyu da ana hatlarıyla sabit kalan hayatımızın işidir.

Yaşam amacımız o işi yaptığımızda bizi en mutlu eden, içimize en fazla coşku veren iştir. Enerjimizi en çok yükselten, ışığımızı en çok arttıran iştir yaşam amacımız. Yaşam amacı ile ilgili en güzel haber de şudur, hepimiz yaşam amacımızla ilgili yeteneklere doğuştan sahibizdir.

En kolay yaptığımız iştir aslında yaşam amacımız. Zaten yeteneklerimizin olduğu bir alandır. Bazen bu yeteneklerimizi açığa çıkarmak veya hatırlamak için bir iki eğitim almamız gerekebilir ama istisnasız hepimiz yaşam amacımız her ne ise onu muhteşem bir şekilde yapabilecek hazinelerle donatılarak geldik bu dünyaya.

Bazılarımız için yaşam amacı kurumsal dünyada çalışırken ışık vermektir. Sıradan bir işte sıradan bir konumda çalışıyor da olabilirsiniz. Ve yaşam amacınız enerjinizle ortamı değiştirmek, oradaki insanları neşelendirerek onların ışığını yükseltmek, hayatı hafife almalarını sağlamak ta olabilir.

Hayatınızın amacı, yapmayı sevdiğiniz şeyi gerçekleştirmekle ilgilidir. O, hayatınızın işini tezahür ettirmenizin önündeki engelleri ve zorlukları aşmanızla ilgilidir.

Hayatınızın amacını izlemek için, diğerleri size ne derlerse desinler, mutluluğunuzu sadakatle izlemeniz gerekir.  Bunu yaptığınızda, kararlılık, ayırt etme, beceriklilik, cesaret, bağımsızlık, kabullenme, mutluluk, şefkat, hizmet, alçak gönüllülük ve liderlik gibi nitelikleri geliştirebileceğiniz bir konumda olursunuz.

 “Yaşamımın amacı nedir ?” diye soruyorsanız kendinize, içinize dönün ve sakin bir ortamda, belki doğada, sırtınızı bir ağaca dayayıp sorun, sonrada bekleyin, mutlaka bir cevap alacaksınız. Bu bir his, bir resim, bir ses te olabilir…

Bu hedeflerin, yüreğimizdeki amaçların hiç biri aslında yeni değil. Oldukça uzun bir suredir bu hedefler zaten var. Bu sizin belki çok uzun zamandır hayal ettiğiniz ama hiç denemediğiniz bir proje olabilir veya belki de bu işi yapamayacağınızı düşündünüz hep. Artık bunun zamanı değil, şimdi harekete geçme zamanıdır.

Hepimiz bu yaşamda pek çok şey öğreniyoruz. Sabır, teslimiyet, kendine güven, yaratıcı olmak, koşulsuz sevgi, kendini sevmek, affetmek… En çok hangi konuda zorlanıyorsanız o konuda bir yaşam dersiniz vardır.

Eğer sabrı öğreniyorsanız, işleriniz beklediğinizden geç oluyordur. Dersinizi başarıyla verdiğinizde işleriniz olsun diye artık eskisi gibi beklemek zorunda kalmazsınız.

Biz bu yaşama gelirken bu dersleri kendimiz seçtik. Bir gerçek daha var, bu dersleri öğrenirken bize derslerimizi en iyi öğretebilecek öğretmen ve takım arkadaşlarımızı da biz kendimiz seçtik. Tıpkı üniversitede seçmeli derslerimizi, bu dersi bize öğretecek öğretmenleri, hatta birlikte aynı sıraları paylaşacağımız sınıf arkadaşlarımızı seçtiğimiz gibi.

Yaşam dersimiz bu hayatta en çok zorlandığımız ve üzerinde en çok çalıştığımız konudur. Eğer dersimizi geçmişte öğrenemediysek hayat tekrar tekrar bu dersi öğrenmemiz için bize fırsatlar sunar. Bu, aslında bizim gelişmemiz içindir. Yaşamımızda bizlere en büyük zorlukları yaratan insanlar, bizim bir nevi öğretmenimizdir. Ve hayat yolumuzda karşımıza çıkan insanlar bizim işimizi kolaylaştıranlardır. Yaşadığımız her deneyim, her engel, her zorluk bir fırsattır. Yaşam dersimizi öğrendiğimiz zaman artık evrenin bize bu alanda benzer fırsatlar sunması, aynı insanları çekmemiz, aynı tür sorunları yaşamamız gerekmez.

Her an her durumda sevgiyi seçmeliyiz. Kızıyorsak, sabırsızlanıyorsak, isyan ediyorsak, affetmiyorsak, rekabeti seçiyorsak, kıskanıyorsak, içerliyorsak eğer, o an sevgide değiliz demektir. Suçlu yoktur sadece seçimler vardır. Hepimiz koşulsuz sevgiyi öğreniyoruz hayatta. Koşulsuz sevgi hepimizin ortak yaşam dersidir.