İzmir İli Yenilenebilir Enerji Sektör Analizi


Koçar G. , Eryaşar A. , Çeliktaş M. S. , Bayrakcı Özdingiş A. G. , Arıcı Ş. , Ersöz Ö., ...Daha Fazla

İzmir İl Özel İdare, İzmir, 2012

  • Basım Tarihi: 2012
  • Yayınevi: İzmir İl Özel İdare
  • Basıldığı Şehir: İzmir

Özet

Türkiye yenilenebilir enerjiler bakımından oldukça zengin bir ülkedir. Güneş, biyokütle, rüzgâr ve jeotermal enerji kaynakları açısından bakıldığında, yurdumuzun farklı kesimlerinde coğrafi yapı, bitki örtüsü, kültürel ve yer altı zenginliklerine bağlı olarak değişkenlik gösteren enerji türlerine uygun enerji sistemleri kurulmaya, işletime alınmaya, enerji üretimi ve kullanımı konusunda yeni girişimlerde bulunulmaya başlanmıştır. Birçok ülke artan enerji talebine yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımıyla cevap vermeye çalışmaktadır. Fosil kaynaklar bakımından zayıf olan ülkemiz, enerji bakımından yaklaşık % 70 oranında dışa bağımlı durumdadır. Oysa ülkemiz yenilenebilir enerji kaynakları bakımından oldukça güçlü bir potansiyele sahiptir. İzmir ili, coğrafi konumu, ekolojik yapısı, kültürel zenginlikleri, tarım ve sanayi sektöründeki gelişmişliğiyle yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve geliştirilmesi açısından öne çıkmaktadır.

Gelişmiş ülkeler, bu kaynakların kullanımının yaygınlaşması için yapılan Ar–Ge çalışmalarına büyük destekler sağlamaktadırlar. Ülkemizde ise “yenilenebilir enerji kullanımı” hak ettiği yeri bulamamış ve topluma yeterli bilgi aktarılamamıştır. Bu da toplumumuzda “bilinmeyenden kaynaklı kaygı” nedeniyle yenilenebilir enerji sistemlerinin kurulumu, işletimi ve kullanımına yönelik taleplerin istenilen düzeyde olmamasına yol açtığı gibi önümüzdeki yıllarda ortaya çıkabilecek fırsatların da elimizden kaçmasına neden olacaktır. Bu nedenle günümüzde toplumsal fayda ve farkındalığın artırılmasına yönelik projeler desteklenmekte ve yenilenebilir enerji teknolojilerine verilen önem gün geçtikçe artmaktadır.

Teknolojideki gelişme ve değişime dayalı ekonomik büyüme, aslında karmaşık bir süreçtir. Özellikle 1980’lerin başından itibaren, teknolojik gelişmeler ve buna bağlı ekonomik büyümenin bu niteliği nedeniyle, devlet, sanayi ve üniversite arasındaki ilişkilerde de yeni yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Bu yaklaşımlar sonucu, üniversite giderek artan şekilde, ‘girişimci formatında’ bilgiye dayalı ekonomiye entegre olmaya başlamıştır. Bu değişim, tarafların birbirlerinin rollerini de üstlendikleri, diğer bir deyişle giderek birbirlerine yakınlaştıkları ve artık üçlü bir kesişme alanının yaratıldığı bir model ortaya çıkarmıştır.