Ekstremite Kırığı Olgularında Tedavi Seçeneklerinin ve Meslekte Çalışma Gücü Kaybı Oranı ve Özürlülük Oranlarının Karşılaştırılması


Creative Commons License

Şenol E. , Çelik C. , Ata U., Meral O., Özkayın N.

Bulletin of Legal Medicine, cilt.24, ss.108-114, 2019 (Diğer Kurumların Hakemli Dergileri)

  • Cilt numarası: 24 Konu: 2
  • Basım Tarihi: 2019
  • Dergi Adı: Bulletin of Legal Medicine
  • Sayfa Sayısı: ss.108-114

Özet

Amaç: Çalışmamızda; trafik kazası sonucu meydana gelen kemik kırıklarına uygulanan tedavilerin başarıları ile bu tedavi sonucunda kalan sekellere ait meslekte kazanma gücü kaybı ve özürlülük oranlarının hesaplanarak kıyaslanması amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: 01 Şubat 2016 – 01 Şubat 2017 tarihleri arasında travma sonucu Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalında tedavi uygulanmış ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalımıza sekel oranının hesaplanması için başvuru yapılması istenmiş tek taraflı ekstremite kırığı olan 142 olgu değerlendirildi.

Bulgular: En sık kırık saptanan ilk üç kemik olan tibia, femur, tibia+fibula kırıklarının anlamlı olarak motosiklet kazalarında daha fazla gözlendiği saptandı. Alçı-atel tedavisi ile plak vida ve intramedüller çivi tedavileri arasında sekel oranları yönünden anlamlı fark olduğu saptanmıştır (p<0.05). Kırıkların ekstremitede bıraktığı sekeller üzerinden hesaplanan maluliyet ve özürlülük oranları değerlendirildiğinde; özürlülük ve meslekte kazanma gücü kaybı oranları arasında pozitif yönde güçlü korelasyon olduğu, meslekte kazanma gücü kaybı oranının ortalama %15, özürlülük oranının ise ortalama %5,5 olarak hesaplandığı ve her ikisi arasında saptanan bu farkın istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu sonucuna ulaşıldı.

Sonuç: Motosiklet kullanan genç erkek popülasyonuna yönelik eğitimlerin arttırılması ve özellikle kask ve diğer koruyucu kıyafetlerin yanında alt ekstremiteye yönelik olarak kullanılan koruyucu kıyafetlerin özendirilmesi ve yasal olarak desteklenmesi gerektiği, tazminat için meslekte kazanma gücü kaybı oranı yerine özürlülük oranının kullanılması ve bu oran hesaplanırken meslek ve yaş değerlendirilmesinin yapılmaması nedeniyle mevcut oranların düşmesi ve hak kayıplarına neden olması sebebiyle buna yönelik mağduriyetin ortadan kaldırılması için daha objektif değerlendirmeleri içeren, yaş ile mesleğin de hesaba katıldığı ayrı bir yönetmelik oluşturmaya yönelik adımlar atılması gerektiği kanaatindeyiz.

Objective: In our study, the success of the treatments applied to the bone fractures resulting from traffic accidents and the disability reports of those cases prepared using “The Scales of Measurement of Disabilities” and “The Scale of Disability Rates”, and the ratios obtained using both scales were compared. Materials and Methods: In our study we evaluated 142 patients with unilateral extremity fractures who were treated at Ege University Faculty of Medicine, Department of Orthopedics and Traumatology between February 01, 2016 and February 01, 2017 and who applied to our department for the evaluation of the sequelae rate. Results: There were significant differences in the sequelae rates after orthopedic plastersplint, plate-screw and intramedullary needle treatments (p<0.05). It was concluded that there was a strong positive correlation between disability and invalidity rates as a result of fractures, the average invalidity rate was calculated as 15%, the disability rate was calculated as 5.5%, and the difference was found to be statistically significant. Discussion: On compensation account, using “The Scales of Measurement of Disabilities” instead of “The Scale of Disability Rates” due to the lack of professional and age assessment when calculating this ratio, the loss of rights arises. We believe that steps should be taken to create a new regulation that includes age and profession, which includes more objective evaluations for the elimination of this grievance and the calculation of the disability rate