Progresif Supranükleer Palsi: Olgu Sunumu


Kalyoncu A. , Veznedaroğlu B.

56. Ulusal Psikiyatri Kongresi, İstanbul, Turkey, 18 - 20 December 2020, pp.72

  • Publication Type: Conference Paper / Full Text
  • City: İstanbul
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.72

Abstract

AMAÇ:Progresif Supranükleer Palsi(PSP) postrural instabilite, okülomotor semptomlar, motor semptomların görüldüğü ve nörolojik semptomların yanı sıra davranış değişiklikleri, uyku bozuklukları gibi psikiyatrik semptomların da eşlik edebildiği nörodejeneratif bir hastalık olarak bilinmektedir. Psikiyatrik semptomların eşlik etmesi nedeniyle klinikte depresyon, demans ve psikotik bozuklukların ayırıcı tanısına girmektedir.
OLGU:Kırk altı yaşında kadın olgu, dört ay önce başlayan keyifsizlik, mutsuzluk, enerji miktarında azalma ve akciğerlerinin çürüdüğünü düşünme gibi şikayetlerinin olması üzerine psikiyatri başvurusu sonrası günlük 5mg Olanzapin kullanımı ile birlikte tremor ve bradikinezi yakınması eşlik etmesi nedeniyle nöroloji polikliniğini tarafından izlendikten sonra depresif semptomlarının ağırlaşması ile birlikte kadın servisine yatışı yapıldı. Hastanın ruhsal durum muayenesinde öz bakımının azalma, konuşma miktarının ve içeriğinin azalma, hipofoni, bradimimi, uyku ve iştah miktarında azalma gözlendi. Algılama patolojisi olarak görsel ve işitsel varsanılar, düşünce içeriğinde ise referans ve perseküsyon sanrılar mevcuttu. Antipsikotik ve antidepresan tedavi sonrası bulgularında gerileme görülmemesi sonrası elektrokonvülsif terapi (EKT) uygulanan hastada, disinhibisyon gelişmesi nedeniyle EKT tedavisi sonlandırıldı. Hastanın psikotik bulguları açısından başlanan antipsikotik tedavisinde ekstrapiramidal sistem yan etkileri açısından belirgin duyarlılık gözlendi. Bradikinezisi, ataksisi, idrar inkontinansı, yutma güçlüğü olması nedeniyle organik patolojilerin ekartasyonu nedeniyle yapılan kan tetkiklerinde patoloji saptanmadı. Otoimmün ensefalit ön tanısıyla istenen testlerde otoantikorlar negatif saptandı. Lomber ponksiyonun mikroskobik incelemesinde ve kültüründe patoloji saptanmadı. EEG'sinde patoloji gözlenmedi. Progresif Supranükleer Palsi ön tanısıyla istenen Kraniyel MR görüntülemesinde ise mezensefalon/pons oranında ılımlı azalmanın klinik olarak progresif supranükleer palsi açısından anlamlı olabileceği raporlandı. Takibinde tanısal olarak kesinlik olmaması nedeniyle vakanın klinik izlemi devam ettirildi.
TARTIŞMA:Nöropsikiyatrik semptomların eşlik ettiği vakalarda organik patolojilerin değerlendirilmesi önemlidir. Progresif Supranükleer Palsi olgularında yapılan çalışmalarda yüzde 42 oranında psikiyatrik tanılarının gözlendiği ve psikiyatrik semptomların nörolojik semptomlardan daha önce depresif ve demansif yakınmalar şeklinde ortaya çıkabileceği bildirilmiştir. Psikiyatrik semptomların eşlik edebilmesi, tedavi yanıtının kısıtlı olması ve hatta ekstrapiramidal semptom duyarlılığı yüksek olması nedeniyle PSP psikiyatri pratiğinde düşünülmesi gereken tanılar arasında yer almaktadır.